وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُواْ

Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. (Al-i İmran : 103)

Türkiyenin Kur'anı Kerim Radyosu

Pazartesi,26 Haziran 2017
  29-11-2013 11:49
Gürüz’den küstahlık
28 Şubat davasının ilk duruşmalarında serbest kalmak için adeta yalvaran sanık Kemal Gürüz, serbest kaldıktan sonra küstahlaştı. Savunmasını elini cebine koyarak yapan ve mahkeme başkanı tarafından uyarılan Gürüz, 28 Şubat sürecinde devlet bursu ile yurtdışına gönderilen öğrencileri geri çağırmalarını savunarak, “Bugün de olsa aynısını yaparım” dedi.
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 yorum yapılmış.

28 Şubat darbe davasının dünkü duruşmasında, tutuksuz sanık dönemin eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz savunmasını yaptı. Mahkeme heyetine yönelik küstah ve saygısız tavırlarıyla dikkat çeken Gürüz’ün, savunması sırasında zaman zaman sol elini cebine koyduğu ve bazen de ellerini arkadan birleştirdiği görüldü. Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal, sanık Gürüz’ü elini cebinden çıkarması konusunda uyardı. “Pardon” diyen Gürüz, ellerini kürsünün üzerine koydu.

BÇG’den talimat almadığını savunan Gürüz, “Üniversiteler kimseden talimat almaz. Kampüslerde huzuru sağlayarak hükümete yardımcı olduk. MGK kararları YÖK’ü de bağlar. Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerine aykırı davranış ve tutumlara Türk üniversitelerinde yer olmadığı açıktır” dedi.

ŞAHSİ DÜŞÜNCELERİYMİŞ

Sanık eski YÖK üyesi ve emekli Korgeneral Erdoğan Öznal’ın kendisine gönderdiği “Siyasi İslam’la Mücadele Yöntemleri” başlıklı belgenin doğruluğunu kabul eden Kemal Gürüz, “Bu belge Sayın Öznal’ın şahsi fikirlerini içermektedir. YÖK Genel Kurulu’nun kararlarını yerine getirmesem suçlanırım” savunmasını yaptı. 

“ATATÜRK’E KÜFREDERSEN…”

Öğretim üyesi olarak yetiştirilmek üzere devlet bursuyla yurtdışına gönderilen bazı öğrencileri geri çağırdıklarını doğrulayan Kemal Gürüz, şöyle devam etti: “Bugün de olsa yine çağırırım. Öyle adamlar Türk üniversitelerinde görev yapamaz. Bizden önce öğrenciler adeta saldım çayıra mevlam kayıra düşüncesiyle yurtdışına gönderilmiştir. Geldikten sonra yönetmeliğe bağladık bu işi. Bunun darbeyle ilişkisi yoktur. MİT’ten bize liste geldi. Bu konuda tek tek her bir öğrencinin durumu ele alındı. Öyle keyfi karar vermedik. Tek tek bakıldı. Bazıları geri çağrıldı. Geri çağrılanların hiçbirinin işine son verilmedi. Ama  Atatürk’e de küfredersen bilmem ne yaparsan üniversitelerde görev yapamazsın.”

“BUGÜN DE AYNI ŞEYLERİ YAPARIM”

Vicdanen rahat olduğunu belirten Gürüz, “Yasal olarak bana verilmiş görevleri yerine getirdim. Bu icraatlarımın tümünü bugün olsa aynı şeyleri yaparım. Hiçbir suç yoktur. Bu icraatları yaparken Türk milletinin, Türk devletinin ali menfaatlerini daima göz önünde bulundurdum. Büyük bir vicdan rahatlığı içinde yapılmıştır. Hayatımın gurur duyduğum bir devresidir YÖK Başkanlığı’nı yaptığım dönem” dedi.

PİŞKİNLİKTE SINIR TANIMADI

Üye Hakim Süleyman Köksaldı, Gürüz’e TSK’dan atılanların üniversitelere alınmaması için Genelkurmay’ın kendisine herhangi bir talimat verip vermediğini sordu. Gürüz, “Bu konuda talimat almaya gerek yok. Alınmaları zaten mümkün değil” cevabını verdi. Köksaldı, Gürüz’e ayrıca tüm üniversite rektörlerinin Ankara’ya çağrılıp, laiklik konusunda mesajlar verilmesine neden gerek duyulduğunu sordu. Söz konusu çağrıyı şu an hatırlamadığını savunan Gürüz, “Ama laiklik konusunda hassasiyetimiz vardır. Laiklik partiler üstü bir meseledir” değerlendirmesini yaptı. YÖK’te ele geçirilen defterlerin fişleme notları olduğunu vurgulayan Üye Hakim Hakan Oruç, Öğretim üyelerinin “Tarikat yanlısı”, “Nurcu”, “Türban taktığı” gibi değerlendirmelerle takip edilmesinin hangi kanuni dayanakla mümkün olduğunu sordu. Bu notların devletin çeşitli kurumlarından YÖK’e intikal etmiş bilgiler olduğunu iddia eden Gürüz, “YÖK bunları alır üniversite rektörlerine gönderir. Bakın nedir, gereğini yapın diye. Özgürlüğün sınırlarının da olduğunu düşünüyorum. Ben istediğimi yaparım düşüncesi hiçbir yerde yoktur” karşılığını verdi.

KATSAYI YALANI HÂKİMİ BİLE ÇILDIRTTI

Oruç, Gürüz’e başta İmam Hatipliler olmak üzere meslek lisesinde okuyan öğrencileri mağdur eden katsayı uygulamasının 28 Şubat sürecinin etkisiyle çıkarılıp çıkarılmadığını sordu. Gürüz, katsayı düzenlemesinin tamamen bilimsel mülahazalarla yapıldığını ileri sürerek, “Bu değişiklikten sonra mesleki teknik liselerindeki öğrencilerin sayısı artmıştır. İmam Hatip Liseleri de bu memleketin çocuklarıdır. Dini eğitim de gereklidir” diye konuştu. Oruç, katsayı yüzünden başarılı öğrencilerin üniversiteye giremediğini kaydetti. Gürüz ise katsayının meslek liselilerin üniversiteye girişini engellemediğini, İmam Hatiplerin de istedikleri yeri kazanabildiğini savundu. Gürüz’ün bu yanıltıcı beyanına tepki gösteren Üye Hakim Hakan Oruç, “Tamam Kemal Bey bu konuda sizinle anlaşamayacağız” dedi.

“RAMAZAN’DA 5 ÖĞÜN YEMEK VERİYORDUK!”

28 Şubat’ta üniversite personellerine verilen cezalarda yaşanan artışa dikkat çeken Hakan Oruç, “Siz de takdir edersiniz ki sosyal olaylar kısa sürede bu kadar değişmez. Bir yılda ne oldu da bu kadar bir patlama yaşandı?” sorusunu yöneltti. Gürüz, “YÖK’te olmadı, ülkede oldu” cevabını verdi. Dine karşı olmadığını belirten sanık Kemal Gürüz, “Benim görev yaptığım Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Ramazan’da 5 öğün yemek çıkıyordu” ifadesini kullandı. Gürüz duruşma savcısı Kemal Çetin’in sorusu üzerine irtica konusunda YÖK’te Toplumsal Faaliyetler Birimi’nin kurulduğunu doğruladı.

“BUGÜN DE GİDERİM, ŞEREF DUYARIM”

Müşteki avukatı Reşat Petek, sanık Gürüz’e “Başörtülü öğrencilerin üniversitelere alınmaması için rektörlüklere genelge gönderdiniz mi?” diye sordu. Gürüz cevaben “Anayasa Mahkemesi’nin kararları ve MGK kararlarının gereği olarak bunlar yapılmıştır” dedi. Gürüz, Genelkurmay’daki brifinge hangi amaçla gittiğini soran Petek’e “Türk Genelkurmayıdır bu. Bugün de olsa yine giderim” karşılığını verdi.  Av. Petek, 2 Mayıs 1997’de Harp Akademileri konferans salonunda bir toplantı yapıldığı, bu toplantıya TİSK, TÜSİAD, ADD, DİSK, ÇEV, ticaret odaları, Rotary Kulüpleri, barolar ve üniversitelerden 348 kişinin katıldığını hatırlatarak, Gürüz’e söz konusu toplantıya katılıp katılmadığını sordu. Tam olarak hatırlamadığını ifade eden Gürüz, “Davet gelseydi giderdim. Türk ordusunun bu tür resmi yasal faaliyetlerinin hepsine katılmaktan şeref duyarım” yorumunu yaptı. Müşteki avukatı Petek, Gürüz’e tartışmalı “Ordu göreve” pankartını taşıyan kişinin kendisinin olup olmadığını sordu. Pankartı kendisinin açmadığını belirten Gürüz, “O pankartı açan Türk Solu adlı komünist bir gruptu. Benim komünistlerle uzaktan yakından ilişkimin olmadığını herkes bilir” şeklinde konuştu.

KİMYASI BOZULAN GÜRÜZ SONUNDA İTİRAF ETTİ

Reşat Petek’le tartışan Gürüz, “Bana talimat verecek adam daha anasından doğmadı” dedi. Müşteki avukatı Emrullah Beytar, kimseden talimat almadığını savunan sanık Kemal Gürüz’e dönemin MGK Genel Sekreter Başyardımcısı Korgeneral İlker Başbuğ’un YÖK’e gönderdiği yazıda, Selçuk Üniversitesi’nde görev yapan bir asistan hakkında inceleme yapılmasını istediği, bu talimattan sonra söz konusu asistanın görevinden atıldığını hatırlattı. Gürüz de “İstihbari gelen bir şikayet değerlendirilmiş ve gerekeni yapılmıştır” diyerek, askerden talimat aldığını kabul etmiş oldu. Duruşma salı gününe ertelendi

Mail Yazdır Yorum Yaz 0 yorum yapılmış.
Yorum yapmak için tıklayınız...
 
 
MAKALELER
Celalettin Sipahioğlu
Yeter insanlık ölmesin
Abdurrahman Dilipak
Arif Hikmet Güner
Hasan Karakaya
Hırsızlık babadan evlâda geçer... Evlâttan babaya değil!
NAMAZ VAKTİ
HAVA DURUMU
Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü hava tahmini verilerine ulaşılamıyor